Yıllardır bir yerlere çiziktirdiğim satırları, cümleleri bu blog'da toplayarak sizlerin beğenisine sunmayı amaçladım. Romanımı her gün bir sayfa olacak şekilde sayfada yer vermeye çalışacağım. Devamını okumak isterseniz hergün blogu refresh etmenizi rica ederim. Okuduktan sonra comment kısmını doldurarak geribildirimde bulunursanız çok sevinirim. Sağlıcakla ve sevgiyle kalın...
Perşembe, Kasım 24, 2005
Nadasa Bırakılmış Aşklar
Kır çiçeklerinin kokusu sinmiş saçlarında
Yokolup öylece gitmişim
Bilirmisin geceleri soğuk üstelik yalnızlığın değmiş
Hayal bile edemeyeceğin kadar karanlık
Uzaklarda çok uzaklarda
Belkide evrenin sonsuzluğunda
Bir kara delik sensizliğim
Ağlamak nafile
Bilsem evet bilsem geri getirecek seni
Gözyaşlarımı Rapunzelin saçları gibi sunarım sana
Bugün de yoksun
Dün de yoktun
Belki yarın da olmayacaksın
Yakıyor beni yokluğun alev alev
Her geliş gidişin bir ölüm
Bir bağbozumu sonrası hayatım
Kırık dallar ve nadasa bırakılmış harap aşklar gibi
uğur ipek/12.01.2005
Ömrümüz Gibidir
Taneler dökülür kum saatinden
Gündüz gece olur, gece gündüz
İlkbahar, yaz, sonbahar derken kış
Ömrümüz gibidir
Bazen yemyeşil bazen de hüzün yaprakları
Her akan tane,
Birbirini kovalayan yelkovan akrep
Dönen tekerlek
Kilometre sayacı
Aldığımız nefes
İçtiğimiz sigaranın havaya savrulan dumanı
Önemsemediğimiz o mausun her tıkı
Ömrümüz gibidir
Yırtılırcasına kopartılan takvim sayfaları
1967...1999, 2000 ve nihayet 2001
Acımasızca geçti yıllar
Saçımızda kırlar ya da çizgiler yüzümüzde
Gönlümüzde fırtınalar
Ne kadar çok şey yaşamışız
Ne kadar mutluluk ne kadar umutsuzluk
Sevgiler gelmiş geçmiş günlerce
Bazen anlık sevişmeler kalmış griliklerde
Gülümsemişiz belli belirsiz
Gözyaşlarımız timsah misali
Sıkıntılar, sevinçler binmiş dönme dolaba
Bir aşağıya bir yukarıya
Umutlar saatin sarkacına asılmış
Bir sağa bir sola
Bir sağa bir sola
sağa sola
Çırpınmak boşuna
Yürüyoruz hatta artık koşuyoruz öyle ya da böyle
O bildiğimiz kaçınılmaz sona
05/01/2001 saat : 08:30 Çayırova
Aşka Emek Verdim
Bir tek senin sevdan yordu beni
Gelip geçen gemileri seyrettim sensiz
soluklanmak için mola verdiğim limanda
Aşk bu sevda bu emek ister dedim
Gözyaşı ister
İsterki kurban edilsin tanrıya
18/01/2005
Şiirlere Yazmak Seni
Melike'ye,
Paylaşmayı çok isteyip de
Paylaşamadığım onca zamanlarda
Son pişmanlığın gelip geçtiği
Karanlıklar içinde terkedilmiş bir garda gibiyim
Mutlu muydum sahi
Belki de mutluluk rolünde bir yolcu
Seninle aynı trene binmiş öylece gidiyorduk
Telefonum çaldığında hala gidiyorduk
Zaman zaman sarsılarak
Bazen de küçük molalar ardımızda
Ama şimdi zorunlu bir duruş yaptık
Sarmak için film şeridini geriye
Sardıkça hüzünlendim
Hüzünlendikçe ağladım
Gelip geçen anıların ardından
Kedi tırmalaması kavgalarımız
Kanamaya yüz tutmuş çizikler içindeyim
Dalga dalga alev alev kızıllığın gölgelediği
Beni benden alan utangaç tebessümlerin
Kadınlıkla çocukluğun arasına sıkışmış
Akşam kaçamakları gibi
Seni seviyorum kocacığım
Anlarsınya.......
Çapkın göz kırpışların umarsızca
Ve daha neler neler
Şiirlere yazmak seni
Bulutlara resmetmek ne zor
Ama zorlukları severim bilirsin
Seni sevdiğim gibi zor kadın
Çayırova, 20/08/2004
Sen Yoksun
İşte yine şile Yeşille mavi arası deniz Gökyüzü bulutları unutmuş Tepemde martı çığlıkları Ama yanımda sen yoksun Güneş batar uzaklarda Gitt...
-
En sevdiğim sahillere sahiptir Şile.. Uzun, beyaz kumsalı ve ben ve yalnızlık.. Dalgalar köpük köpük ...
-
Şile'nin en güzel koyu ve mağarası bence. Masmavi bir deniz ve insanda heyacan uyandıran biraz da olsa ürperten bir mağara. Şile'nin...
-
Akkaya Şile-Ağva arasında şirin mi şirin bir koy. Suyun berraklığı size Bodrum'un akvaryum benzeri koylarını anımsatacak. Hele de beyaza...